| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Tony Arthur Schopenhauer

Kayıt: 17 Ekm 2003 Mesajlar: 19927
|
Tarih: 09.12.2003 19:01 Mesaj konusu: Marilyn Monroe |
|
|
1 Haziran 1926'da Los Angeles'ta doğan ve asıl adı Norma Jean Mortenson olan Marilyn Monroe,çocukluğunu yetiştirme yurtları ve yetimhanelerde geçirdi.Babasını hiç görmedi ve annesi,Norma Jean 5 yaşındayken bir akıl hastanesine kapatıldı.Norma 16 yaşında okuldan ayrılıp evlendi.1944'te bir savunma fabrikasında çalışırken bir ordu fotoğrafçısı tarafından keşfedildi ve modellik yapmaya başladı.2 yıl sonra Twentieth Century-Fox'la bir film sözleşmesi imzalayarak çocukluk tutkusunu gerçekleştirdi.Saçını sarıya boyadı ve adını Marilyn Monroe olarak değiştirdi.
En küçük roller için bile şiddetli bir rekabet vardı;fakat Monroe ,bir filmde görev verilmediginde stüdyoya burun kıvırıp kendi oyunculuk tarzını kendisi yaratarak başarmak için büyük kararlılık gösterdi.Sonraki 4 yıl boyunca "Sarışın kız" olarak sayısız önemsiz rolde oynadı;fakat "Asfalt Ormanı"(1950)'nda modellikten oyunculuğa doğru ilerleyişi hızlandı.Düzenbaz avukatın metresi rolünü oynadı ve perdede görüldügü birkaç dakika içinde saf ve tuzaga düşmüş olan kadın karakterini başarıyla canlandırdı.
1953'te Monroe'yu yıldızlıga yükselten ve onun en popüler filmlerinden olan 3 film piyasaya sürüldü:"Niagara","Erkekler Sarışınları sever" ve "Bir milyonerle nasıl evlenilir".Monroe'nun havası,kıpır kıpır hali ve şehvetli sesionun Holywood'un en büyük sarışın bombası olduğunun kanıtıydı.
Holywood'a geri döndüğünde yaptığı ilk film "Otobüs Durağı"(1956) ,birçok eleştirmeni ,onun oyunculuk yeteneğiyle ilgili kuşkuları konusunda susturdu.Perişan gece kulübü şarkıcısı "Cherie" rolünde komediyi ve cinselliği birleştiren ,yönetmen Joshua Logan'ın onu "Şimdiye kadar tanıdığım herhangi bir erkek oyuncu kadar dahi"ilan etmesini sağlayan başarılı bir performans sergiledi.
Ne var ki,bu noktadan itibaren Monroe'nun kariyeri güvenilmezliğiyle,medyanın didiklediği hastalık ve kişisel sorunlarla zedelenmeye başladı."Bazıları sıcak sever"(1959) onun mücadelesini sürdürdü ve Sugar rolüyle dokunaklı,komik bir performans üretti.
Monroe'nun ,Something's Got to Give'in setinden kovulduktan haftalar sonra Agustos 1962'de aşırı dozda ilaçtan ölümü ,bir perde efsanesi olarak statüsünü ölümsüzleştirdi.Sonsuza kadar genç ve güzel kalıcaktı ve yıldız kişiliği ,kendi yıldızlığıyla başa çıkamayan trajik bir kurban olarak kaldı.Ölümünden yıllar sonra Marilyn Monroe'nun imajı her yere yayılmış durumdadır ve efsanesi her zamanki kadar güçlüdür.Diğer yıldızlardan daha fazla gerçek Marilyn'i anlamaya ve ona sahip olmaya yönelik bir takıntı vardır;fakat onun yaşamıyla ilgili her gerçek öykü ya da ölümüyle ilgili yeni açıklamalar sadece onun mitini derinleştirmektedir... _________________ Toplum, çevre, salonlar, dünya denilen şey, sefil bir tiyatro oyunudur; ilgi çekmeyen, yalnızca makineler, kostümler ve dekorlar sayesinde biraz tutunan, kötü bir operadır.
Chamfort |
|
| Başa dön |
|
 |
bozkurt Vasili Zaitsev

Kayıt: 05 Tem 2002 Mesajlar: 6318 Nerden: Stuttgart
|
Tarih: 09.12.2003 22:02 Mesaj konusu: |
|
|
Geçenlerde Can Dündar' ın sunduğu bir Belgeseli vardı. Orda izledim (Hatta tekrarının da bir kısmını izledim), gerçekten MM tam bir bomba. Ben şimdiye kadar sadece 1-2 filmini izlemiştim, onları da hayal meyal hatırlıyorum. Ama o belgeselde yaşamından da kesitler sunuluyordu, gerçekten onun gibisi daha çıkmadı, seksapellik açısından diyorum. Amerikanın iyi bir markası haline geldi kadın. Ama sonu gerçekten acı olmuş.
Güzel yazı için teşekkürler Tony _________________ DVD'lerim
Fotograflarim |
|
| Başa dön |
|
 |
angee Global Samurai

Kayıt: 08 Ağu 2002 Mesajlar: 11941 Nerden: Japonya
|
Tarih: 25.12.2003 15:08 Mesaj konusu: |
|
|
| bozkurt demiş ki: | Geçenlerde Can Dündar' ın sunduğu bir Belgeseli vardı. Orda izledim (Hatta tekrarının da bir kısmını izledim), gerçekten MM tam bir bomba. Ben şimdiye kadar sadece 1-2 filmini izlemiştim, onları da hayal meyal hatırlıyorum. Ama o belgeselde yaşamından da kesitler sunuluyordu, gerçekten onun gibisi daha çıkmadı, seksapellik açısından diyorum. Amerikanın iyi bir markası haline geldi kadın. Ama sonu gerçekten acı olmuş.
Güzel yazı için teşekkürler Tony |
O programı bende izledim,çok iyi işlemişler hayatını,
Senin yazında çok güzel Tony  _________________ Ne okuyorum? : Kan Gölü / Tess Gerritsen
Ne dinliyorum? : Klasik Müzik (Mendelssohn-Violin Concerto in E minor,Op.64)
Ne çiziyorum? : Galeri |
|
| Başa dön |
|
 |
Tony Arthur Schopenhauer

Kayıt: 17 Ekm 2003 Mesajlar: 19927
|
Tarih: 25.12.2003 16:50 Mesaj konusu: |
|
|
Te$ekkür ederim Sevgili Bozkurt ve Sevgili Angee,kitaplardan ne ögrendiysem payla$iyorum
TRT2'deki belgesel'i kaçırdım ben
Ama geçen hafta sinema büyüsü ku$aginda,Taraf tutmak vardi Istvan Szabo'nun onu kaçırmadım Stellan Skarsgard harika bi oyuncu ,Breaking the waves,Insomnia(Erik Skjoldbjærk) ve $imdi de Taraf tutmak filminde izleme firsati buldum,çok ba$arili bi oyuncu..Insallah Dogville'i de izlicem.. _________________ Toplum, çevre, salonlar, dünya denilen şey, sefil bir tiyatro oyunudur; ilgi çekmeyen, yalnızca makineler, kostümler ve dekorlar sayesinde biraz tutunan, kötü bir operadır.
Chamfort |
|
| Başa dön |
|
 |
nighthawk Evli ve Çocuklu

Kayıt: 06 Ağu 2003 Mesajlar: 9358 Nerden: istanbul
|
Tarih: 28.12.2003 1:51 Mesaj konusu: |
|
|
Biyografisiyle ilgili birkaç detay da ben ekliyeyim muhteşem "sarışın bomba" için
Küçüklüğünden itibaren parlak bir çocuk olduğunu kanıtladı. 16 yaşında bir uçak fabrikasında çalışmaya başladı. Bu yaşlarda birçok arkadaşının aksine Tolstoy, Whitman, Milton gibi yazaralrı okuyan ve Beethoven dinlemekten hoşlanan Monroe bu yıllarda ilk evliliğini yaptı.
Evlendikten kısa bir süre sonra modelliğe başlayan Monroe,1947?de Miss California seçildi. 1948 yılında oyuncu olmaya karar verip 20th Century Fox ile altı aylık bir sözleşme imzaladı.
İlk filmi "The Shocking Miss Pilgrim"de jenerikte adı bile geçmiyordu. Bu dönemde "Ladies of the Chorus" gibi B sınıfı filmlerde rol alan Monroe, bu filmle güzelliği ile dikkat çekmeye başladı.
1950?de rol aldığı "Asphalt Jungle" ve "All About Eve" ile iyice sivrilen Monroe 20th Century Fox ile 7 yıllık bir sözleşme imzaladı. Bu dönemde "The Fireball", "Love Nest", "As Young as You Feel", "We are not Married", "Monkey Business" gibi filmlerde rol alan Monroe 1953?te rol aldığı "Niagara", "How to Marry a Millionaire" ve "Gentlemen Prefer Blondes" filmleri ile zirveye çıktı.
Güzelliği ile tüm erkeklerin kalbini fetheden Monroe, bir anda tüm dünyanın seks ilahı haline geldi. Ayrıca bu filmlerde bir süre sonra kendisi ile özdeşleşecek "Aptal Sarışın"ı canlandırıyordu.
Sinemanın bu en çok tanınan kadın oyuncularından olan Monroe "Some Like It Hot" ve "The Seven Year Itch" gibi filmlerle bu imajını perçinledi. 1953?de Playboy için soyunan Monroe tüm dünyada tanınan bir seks sembolü olmanın tüm avantajlarını kullanıyordu.
Ancak tüm bu ün şan ve şöhret Monroe?ya mutluluk getirmedi. Güzel yıldız alkol ve uyuşturucu ile tanıştığında ve Hollywood?un diğer yüzünü gördüğünde kurtulmak için artık çok geçti. Toplam üç evlilik yapan Monroe üçünde de mutluluğu yakalayamadı. Monroe 5 Ağustos 1962?de aşırı dozda hap alarak intihar etti. _________________ Benzemez kimse sana... |
|
| Başa dön |
|
 |
amelie queen

Kayıt: 05 Mar 2003 Mesajlar: 5194
|
Tarih: 17.02.2004 21:12 Mesaj konusu: |
|
|
İşte iki efsane yan yana
Bu ne güzelliktir Yarabbim!!
Yürümesi, konuşması, sevimli tavırlarıyla hem küçük haşarı bir çocuk hem de vamp bir kadını aynı anda perdeye yansıtabilen bir kadın
Niagara'da salına salına yürüyen, Centlemen Prefer Blondes'ta sevimli ve hafif bir kadın olarak şarkılarıyla hafızamıza kazınan her daim çekici bir kadın  _________________ Balık krakerim...
|
|
| Başa dön |
|
 |
don corleone Amca

Kayıt: 11 Arl 2002 Mesajlar: 4866 Nerden: Sicilya
|
Tarih: 17.02.2004 23:30 Mesaj konusu: |
|
|
MM İntihar etmeden önce babasını arar hayatı boyunca hep babasının özlemini çekmiştir.Babası telefonu açar.Baba der MM,ben kızın,Norma Jean.Böyle birini tanımıyorum der babası.Nasıl tanımazsın der MM,ben senin kızınım.Kusura bakmayın diye cevap verir tekrar baba
Ve Norma Jean aşırı dozda haptan evinde ölü bulunUR  _________________ " Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. 'Sinemadan çıkmış insan'. Gördüğü film ona birşeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil, insanlarla barışık. Onun büyük işler başaracağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar..." |
|
| Başa dön |
|
 |
Tony Arthur Schopenhauer

Kayıt: 17 Ekm 2003 Mesajlar: 19927
|
Tarih: 18.02.2004 12:46 Mesaj konusu: |
|
|
| don corleone demiş ki: | MM İntihar etmeden önce babasını arar hayatı boyunca hep babasının özlemini çekmiştir.Babası telefonu açar.Baba der MM,ben kızın,Norma Jean.Böyle birini tanımıyorum der babası.Nasıl tanımazsın der MM,ben senin kızınım.Kusura bakmayın diye cevap verir tekrar baba
Ve Norma Jean aşırı dozda haptan evinde ölü bulunUR  |
Hmm $imdi anla$ılıyo her$ey  _________________ Toplum, çevre, salonlar, dünya denilen şey, sefil bir tiyatro oyunudur; ilgi çekmeyen, yalnızca makineler, kostümler ve dekorlar sayesinde biraz tutunan, kötü bir operadır.
Chamfort |
|
| Başa dön |
|
 |
amelie queen

Kayıt: 05 Mar 2003 Mesajlar: 5194
|
Tarih: 18.02.2004 15:45 Mesaj konusu: |
|
|
Çoğu kaynak Kennedy ilişkisine bağlıyor intiharını yazık yaw, o kadar şan şöhret ve bu kadar büyük bir yalnızlık
MM'nin birkaç filmi ve fot. :
Filmdeki süper sevimli Lorelei Lee kompozisyonu ile insanları güldüren MM (Tabii filmdeki esmer Jane Russell'a da dikkat )
The Seven Year Itch ve en akılda kalıcı görüntü
Uygunsuzlar
veeee çoğu kişinin en iyi komediler başlığı altında sayabileceği film: Baıları Sıcak Sever  _________________ Balık krakerim...
|
|
| Başa dön |
|
 |
Master KENOBI Jedi Master

Kayıt: 20 Arl 2002 Mesajlar: 5934 Nerden: Coruscant
|
Tarih: 18.02.2004 22:26 Mesaj konusu: |
|
|
Muhteşem Sarışın
Hüzünlü Süren Hayatı
Hazin ve Acıklı Sonu _________________ Balböceğim.
  |
|
| Başa dön |
|
 |
don corleone Amca

Kayıt: 11 Arl 2002 Mesajlar: 4866 Nerden: Sicilya
|
Tarih: 19.02.2004 1:27 Mesaj konusu: |
|
|
MM'den çalıştığı bütün yönetmenler hep şikayet etmiştir.Çalışılması gerçekten zor bir yıldızdır fakat ekranda öyle iyi durur ki.Yapımcılar ondan hiç vazgeçemez ve onu hep bir mal gibi kullanırlar hep özel haytına karışırlar.İntiharında bunun da payı vardır _________________ " Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. 'Sinemadan çıkmış insan'. Gördüğü film ona birşeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil, insanlarla barışık. Onun büyük işler başaracağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar..." |
|
| Başa dön |
|
 |
nighthawk Evli ve Çocuklu

Kayıt: 06 Ağu 2003 Mesajlar: 9358 Nerden: istanbul
|
Tarih: 08.06.2005 12:08 Mesaj konusu: |
|
|
Monroe'nun eşyalarına 1 milyon dolar
Beyazperdenin efsane yıldızı Marilyn Monroe'ya ait yüzlerce eşya, açık artırmada 1 milyon dolardan fazla paraya satıldı.
Los Angeles'taki Julien's Auctions müzayede evinde hafta sonunda düzenlenen açık artırmada, ünlü yıldızın adres defteri 90 bin dolara, Başkan John F. Kennedy için kendi eliyle çizdiği, ancak hiçbir zaman ona veremediği bir resim de 78 bin dolara alıcı buldu.
Marilyn Monroe'nun ölümünden bu yana muhafaza edilen elbiseler, bluzlar, sutyenlerin konulduğu açık artırmada, hayranları ünlü yıldızın bir çift çorabı için dahi 6 bin doları gözden çıkarttılar.
(ANKA) _________________ Benzemez kimse sana... |
|
| Başa dön |
|
 |
lidya edgar allan poe'nın kızı

Kayıt: 18 Nis 2005 Mesajlar: 5321 Nerden: transilvanya
|
Tarih: 08.06.2005 18:15 Mesaj konusu: |
|
|
intihar mı yoksa intihar süsümü verilmiş hala bilinmezlerde diye biliyorum ben.  _________________ Dünyada güzel olarak ne yapılmışsa halka ragmen yapılmıştır.
 |
|
| Başa dön |
|
 |
nighthawk Evli ve Çocuklu

Kayıt: 06 Ağu 2003 Mesajlar: 9358 Nerden: istanbul
|
Tarih: 08.06.2005 19:18 Mesaj konusu: |
|
|
| lidya demiş ki: | intihar mı yoksa intihar süsümü verilmiş hala bilinmezlerde diye biliyorum ben.  |
Evet, "Kennedy ile olan aşkı yüzünden başını yediler" iddiası çok yaygın. Bi gün çıkar belki ortaya...  _________________ Benzemez kimse sana... |
|
| Başa dön |
|
 |
strongbow K. Sparrow

Kayıt: 01 Ekm 2004 Mesajlar: 1884
|
Tarih: 08.06.2005 20:07 Mesaj konusu: |
|
|
Yanılmıyorsam 1962'de Monroe hayatını kaybetti 1963'te Kennedy suikaste kurban gitti.
JFK'de Kennedy suikastini anlatan süper bir film. _________________ ... |
|
| Başa dön |
|
 |
cedi Kupa Kızı

Kayıt: 27 Ksm 2003 Mesajlar: 2662 Nerden: İstanbul
|
Tarih: 09.08.2005 9:19 Mesaj konusu: |
|
|
 
  
Terapist kayıtları sırrı çözecek mi?
Marilyn Monroe'nun terapi kayıtları, Los Angeles Times gazetesinde yayımlanınca, ölümüyle ilgili soru işaretleri yeniden gündeme geldi. Bantlarda, Joan Crawford'la yaşadığı tek gecelik lezbiyen ilişkiden de söz eden M.M. 43 yıl sonra yeniden gündeme oturdu.
1962'nin 5 Ağustos'unda, Marilyn Monroe'nun cesedi Brentwood'daki evinde bulundu. 36 yaşındaki efsane kadın oyuncu çıplaktı ve yatakta yüzükoyun yatıyordu. Dr. Thomas Noguchi başkanlığında yapılan otopside, ölüme yüksek dozda uyku hapının neden olduğu anlaşıldı. Psikiyatristlerden oluşan kurul ise, Marilyn'in büyük olasılıkla intihar ettiğini belirterek soruşturmaya son noktayı koydu.
MEZARI BAŞINDA ANILDI
M.M'nin ölümünün ardından tam 43 yıl geçti. Fakat onu hiç unutmayan hayranları, bu yıl da önceki yıllarda olduğu gibi, ünlü oyuncunun Westwood Village Memorial Park'taki mezarında bir anma töreni düzenlemeyi ihmal etmedi. Bu yıl Monroe'nun mezarını ziyaret edenler arasında, oyuncunun otopsisinde bizzat bulunan, dönemin Los Angeles Bölge Savcısı John W. Miner da vardı. Bugün 86 yaşında olan eski savcı; Monroe'nun intihar ettiğine bir an olsun bile inanmayanlardan... Ona göre, otopsinin kesin olarak ortaya koyduğu gerçek, Monroe'nun ölümüne neden olan uyku haplarının ağızdan alınmadığı ve vücuda kalın bağırsak yoluyla girdiğiydi! Otopsi sonucuna göre, Monroe'nun 'çok yüksek sayıda' uyku hapı aldığı belirlenmişti. Eğer Monroe hapları ağız yoluyla almış olsaydı; hepsini yutmaya fırsat bulamadan kendinden geçmiş olurdu.
DELİLLER YETERLİ DEĞİLDİ
Miner'ın düşüncesini destekleyen diğer kanıt ise, ünlü oyuncunun ölümünden bir süre önce, psikiyatristi Dr. Ralph Greenson'la yaptığı terapilerde kaydedilen bantlar. Monroe'nun ölümünün ardındaki giz, bugüne dek birçok kitap ve belgesele konu oldu. Bu dinmeyen merak, 1980'li yıllarda ünlü oyuncunun ölümüyle ilgili soruşturmanın bir kez daha açılmasını gündeme getirmiş; fakat savcılık dosyada 'kimi belirsiz yanlar' olduğunu kabul etse de, yeni bir soruşturma için delil bulunmadığını belirterek dosyayı kapatmıştı. Söz konusu soruşturma sırasında konuşulan isimlerden biri de Miner'dı. O dönem, Greenson'daki bantların varlığından söz eden fakat içeriğinden bahsetmeyen Miner, aslında bantlardaki konuşmaların hepsini neredeyse bire bir kağıda dökmüştü. Eski savcı, kısa süre önce aldığı notların bir kopyasını Los Angeles Times'a gönderdi.
YAŞLILIK KORKUSU!
Monroe'nun intihar etmiş olamayacağına dair iddiaların bir kez daha alevlenmesi de, notların gazetede yayımlanmasıyla başladı. Miner'ın aldığı notlara göre, Monroe psikiyatristiyle yaptığı konuşmalar boyunca, sürekli olarak gelecek planlarından; bir Oscar almak için büyük istek duyduğundan bahsediyor. Kayıtların bir yerinde, aynada çıplak vücudunu izlediğini söyleyen Monroe, yaşlanmakta olduğunun ve acele etmesi gerektiğinin de farkında görünüyor: "Göğüslerim sarkmaya başladı bile. Ama belim hiç de fena değil. Kalçalarımsa hâlâ bulunabilecek en iyi kalçalar!"
SORU İŞARETLERİYLE DOLU
Miner'a göre, Monroe'nun tüm bu bantlar boyunca söylediklerini dinleyen birinin, onun intihar edeceğine ihtimal vermesi mümkün değil! Konuyla ilgilenen araştırmacıların elindeki tek sağlam kaynak Miner olsa da; eski savcının bu bantları dinlemiş tek insan olması, orijinal bantların bulunamayışı ve 80'lerdeki soruşturmada, Miner'ın bantları çözdüğüne dair herhangi bir şey söylemeyişi, kafalarda belli belirsiz soru işaretleri yaratıyor. _________________ Kelimeler yetse... |
|
| Başa dön |
|
 |
amelie queen

Kayıt: 05 Mar 2003 Mesajlar: 5194
|
Tarih: 10.08.2005 11:51 Mesaj konusu: |
|
|
Sanırım hiçbir zaman çözülemeyecek Bi ara ben de araştırmıştım; zaten kadınlardan bi MM bir de Jean D'arc'ın hayat hikayeleri çok ilgimi çekmiştir. _________________ Balık krakerim...
|
|
| Başa dön |
|
 |
cedi Kupa Kızı

Kayıt: 27 Ksm 2003 Mesajlar: 2662 Nerden: İstanbul
|
Tarih: 19.09.2005 17:25 Mesaj konusu: |
|
|


 _________________ Kelimeler yetse... |
|
| Başa dön |
|
 |
kaakara Hüddam
Kayıt: 21 Hzr 2004 Mesajlar: 2080 Nerden: SAMSUN
|
Tarih: 19.09.2005 22:43 Mesaj konusu: |
|
|
Cedi'ciğim nefis fotolar için teşekkürler...  _________________ "Kimi başında tacıyla doğar,
Kimi elinde kılıcıyla,
Ben kalemimle doğmuşum,
İnsanlar kıyıcıydılar, bende kitaplara kaçtım..."
Cemil MERİÇ |
|
| Başa dön |
|
 |
the_cantan Manuel Rui Costa

Kayıt: 26 Nis 2004 Mesajlar: 3606 Nerden: gölbaşı 46/5
|
Tarih: 01.07.2010 16:38 Mesaj konusu: |
|
|
Kim verir bu parayı? zengin verir değil mi?
MM. _________________ Sen ne kadar olumlu yaklaşımda bulunursan (kendi adıma konuşuyorum) benden iki kat fazlasını alırsın.Görçiz.
Ahzabsuresi Müminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler. |
|
| Başa dön |
|
 |
|